Sevmiyorum Ayrılığı...

12/7/2007

Sevmiyorum sensiz inen geceleri. Sensiz döktüğüm onca gözyaşı; haram, zehir…

 

Sevebilirdim seninle yalnızlığı ve paylaşabilirdim seninle en acı anlarımı. Anlatırdım belki sana ömrümün en çocuk romanında en aciz kalmış kahramanımı. Sevebilirdim seninle bu hayatı. Acı da olsa hatıralarımız, kuru ekmeğin eşliğinde…

 

Sevmiyorum sensiz bu şehri. Her kaldırım taşında yalnızlığımı çarpıyorsun yüzüme. Öykünmüş çocuklardan aldığın mısraları taşıyorsun rüzgarlarınla. Yeniliyorum her adımda. Adını sayıklıyorum hala rüyalarımda. Biliyorsun sevmiyorum sensiz hiçbir şeyi…

 

Sevebilirdim sevmemeyi bile hiç bir şeyi; seninle. Anlayabilirdim yaşadığım acıların gerekliliğini. Sana koşmak vardı sonunda her acının. Her gecenin başladığı yerde sen vardın. Her seslenişinde güneşin bir sen…

 

Sevmiyorum sensiz kalmış bu şehrin sensiz kalmış yağmurlarını. Alışıyorum karanlığa inkar edemem. Alışıyorum yalnızlığa. Alışıyorum bu şehrin her acısına. Ama sensiz hiç birini sevmiyorum. Seni aldatmıyorum onlarla. Yalnızca onlarla yaşamaya çalışıyorum…

 

Bir şarkım vardı. Çocuktum. Burkmuştum yüreğimi. Kendi ellerimle sarmalamıştım yalnızlığın kollarını. İki elimle sımsıkı sarılmıştım. Seni yitirmeden yıllar önceydi. Sana koşuyordum delice. İçimde burkulan her şey sana getiriyordu beni. Ve sana hazırlanıyordum sessiz çocukluğumla. Hep gülüyordum. Seviniyordum küçücük şeylere bile. Ama alışmıyordum mutluluğa. Sen de giderdin belki…

 

Sevmiyorum sensiz hatıraları. Sensiz bir boşlukta yaşanıyor geceler. Sevmiyorum sensiz boşlukları. Anlamsızlığı sevmiyorum sensiz. Sevebilirdim belki sen olsaydın. Anlamsızlığı, anlamları, yalnızlığı ve acıları. Hatta bu şehri bile sevebilirdim seninle…

 

Affet… Sevemedim Ayrılığı…

 

Rûya Deniz Demir / 12 - 07 - 2007 / ANKARA

Yorum (11) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Dünyanın En Komik Kazası :)))

30/6/2007

 


Sayın şantiye şefim; İş kazası tutanagina planlama hatasi diye yazmistim. Bunu yeterli gormeyerek
ayrintili anlatmami istemissiniz. Su anda hastanede yatmama neden olan olaylar aynen asagida
anlattigim gibi olmustur:

Bildiginiz gibi ben bir duvar ustasıyım. İnşaatın altıncı katındaki işimi bitirdiğim zaman biraz
tuğla artmıştı. Yaklaşık 250 kg kadar olduğunu tahmin ettigim bu tuğlaları aşağıya indirmek
gerekiyordu. Aşağı indim, bir varil buldum, ona sağlam bir ip bağladım, altıncı kata ciktim. İpi bir
çıkrıktan geçirip ucunu aşağıya saldım. Tekrar aşağıya indim ve ipi çekerek varili altıncı kata
çıkardım. İpin ucunu sağlam bir yere baglayip tekrar yukari ciktim. Butun tuglalari variledoldurdum.
Asagi indim, bagladigim ipin ucunu cozdum. Ipi çözmemle birlikte birden kendimi havalarda buldum.
Nasil bulmayayim? Benyaklasik 70 kiloyum. 250 kilogramlik varil suratle asagiya duserkenbeni yukari
cekti. Heyecan ve saskinliktan ipi birakmayi akiledemedim. Yolun yarisinda dolu varille carpistik.
Sag iki kaburgaminbu sirada kirildigini saniyorum. Tam yukari cikinca, iki parmagim iple beraber
cikriga sikisti. Parmaklarim da bu sirada kirildi. Bu esnada yere carpan varilin dibi cikti ve
tuglalar etrafa sacildi.Varil hafifleyince, bu sefer ben asagi inmeye varil yukari cikmayabasladi ve
yolun yarisinda yine varille carpistik. Sol bacagimin kavalkemigi de bu sirada kirildi. Can havli
ile ipi birakmayi akil ettim.Basimi yukari kaldirdigimda bos varilin suratle uzerime
geldiginigordum. Kafatasimin da boyle catladigini saniyorum. Bayilmisim, gozumu hastanede actim.
Cenab-i Hak tan tum kullarini boyle görünmez kazalardan korumasini diler, hurmetle ellerinizden
operim.

Duvarci ustaniz ...

Yorum (5) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Cam Kadar İnce ve Kırılgan...

29/6/2007


Kendi adıma basılmış olan 2003 Yılı Baskısı Şiir ve Deneme Kitabımı Satmaktayım
 
Kitabım iki kısımdan oluşmaktadır. Bir kısmı şiir bir kısmı denemedir.
 
 
Kitabımız zaman zaman aşk ve sevgi üzerine,
Zaman zaman yaşadığımız Ankara'ya
Zaman zaman da hayata dair şiir ve yazılar içermektedir.
 
Yaşamın bir göstergesidir acı çekmek. Ama acı çekmek için çabalamıyoruz.
 
Bu kitapta mutsuz bir yaşam içerisinde mutluluğu arayan ve küçük şeylerle mutlu olmayı bilen
bir yürek bulacaksınız...
 
Bu kitabı alarak ikinci kitabımı çıkarmam için gereken desteği de sağlamış olacaksınız...
 
Sevgilerle...

 

Kitabımdan Örnek Bir Yazı:

 

Aşk…

 

Dünya, varoluşundan sonra büyük yalnızlıklar çekmişti. Umutsuzluklar, karanlıklar, acılar, yağmurlar ve rüzgarlar, sonsuz yanışlar ve sınırı olmayan bir yalnızlık. Varoluşunun ötesinde bir başka yüzü görmüştü kendisinde. Çünkü gelişimini tamamladığında ona “Doğa” adında mükemmel bir sevgili verdi tanrı. Onu tüm yalnızlığından kurtaracak ve kötülüklerden koruyacaktı. Ve onu sonsuza dek sevecekti. Ama onlar bile bilmiyordu ki; her ikisi de zamanla birlikte kalmalarına rağmen, yeni aşklar yaşayacaklardı.

Doğa ile Dünya mükemmel bir çift olmuşlar ve zamanla yalnızlıkları, kısa bir sürede çocuklarının varolmasıyla birlikte son bulmuştu. Ağaçlar, denizler, ırmaklar, dağlar, tepeler, göller ve daha bir çok yavruları olmuştu. Zaman zaman Dünya öfkeleniyor ve öfkesiyle içindeki lavları Doğa’ya gönderiyor, Doğa ise onları düzenliyor, yoğuruyor ve yeni çocuklar meydana getiriyordu.

Ve adına “Zaman” denen dostları ortaya çıktı. Onun anlamı; yaşanan anın tüm sonsuzluğun parçalara bölünerek ölçeklendirilmesiydi ve bu galakside Güneş'in ve Dünya'nın dönüşleriyle anlam kazanıyordu.

Zaman hızla geçiyor, varoluşa yeni varlıklar ekleniyordu. Hayvanlar, böcekler, çiçekler, balıklar. Ve bunların ardından, en gelişmiş canlı olan insanlar.

Artık Dünya ile Doğa'nın arasına milyonlarca varlık girmişti. Dünya, hep acı çekiyordu. Çünkü insanlar, onu yok etmeye yemin etmişçesine onu yaralıyor, incitiyor ve sürekli ondan bir şeyleri koparıp şeklini değiştiriyordu. Doğa ise buna hiç aldırmıyor, hep insanlara karşı hayranlık besliyor ve onlara aşkını gösteriyordu.

Bir gece uykusundan kötü bir kabusla uyandı. Rüyasında Dünya'sının yok oluşunu görmüştü. Doğa'ya sarılmış son sözlerini söylüyordu.

- Artık içimdeki ateş sönüyor Doğam. Ben artık bitiyorum. Bitmiş bedenimin üzerinde bizim kurduğumuz hayat belki devam edecek, belki de hemen ölümümün ardından bitecek. Ama ne olur bana zarar vermelerine izin verdiğin gibi, insanların, sana da zarar vermesine izin verme. Çünkü; senin yok oluşun, ölümümden çok daha zor benim için...

Doğa bir yerlerde hata yaptığını anlamıştı. İnsanlara olan aşkı, Dünya'yı ona unutturmuş, çok büyük hatalar yapmasına yol açmıştı. O kadar ki, insanların kendisine verdiği zararları bile hissedememişti bu esnada. Oysa insanlar, ormanlarının büyük bir kısmını yok etmiş,  güzelliklerini elinden almışlardı. Kendine geldiği anda, büyük bir acı hissetti Doğa. Yok olan parçalarını aradı, ama bulamadı. Her şeyden sonra kalbinin hala yerinde durduğunu hissetti ve buna çok sevindi.

Dünya'ya döndü, onu öperek uyandırdı.

- Senden ne kadar özür dilesem, seni ne kadar özlesem az gelir artık. Ama bilmeni istediğim bir şey var sevgilim. Seni çok ama çok seviyorum. Ve bundan böyle seni hiç yalnız, bırakmayacağım.

Bunları söylerken, yüreğindeki acıdan gözleri doldu, Doğa'nın. Ağladı; sevgilisinin yaralarını sarmak için. Ağladı, ağladı ve ağladı. Sonunda dünyanın tüm yüzeyi sularla kaplandı ve dünyadan koparılan tüm parçalar ona geri döndü. Kötü olan insanlar, bu sularda boğuldular. İyi olanlarsa yaşamaya devam ettiler.

Böylelikle Dünya, Doğa ve çocukları bir kaç asır sevgi ve sadakatle yaşamlarına devam ettiler. Fakat zamanla yeniden kötü insanlar çoğalmış, cehalet artmıştı. Yine Doğa'ya ve Dünya'ya zarar vermek isteyenler çıkmış ve yapacaklarını yapmıştı.

Doğa ve Dünya bir gece oturup tanrıya yalvardılar.

- Tanrım! Bizler neden çocuklarımızı gözetemiyoruz? Neden çoğu yoldan çıkıyorlar? Onlara her şeyimizi verdiğimiz halde, neden daha fazlasını almak için bizlere zarar veriyorlar? Ne olur; iyi olanları yanına al, bizlere kötülüğü yok etmek için gereken gücü ver. Varlığımızı daha güzel sürdürelim.

Tanrı, iyi olanları yanına aldı. Kötü olanlar ise, yine Dünya'da kaldı. Dünya sallandı, sallandı, sallandı ve üzerinde bir çok yarıkları açıldı. Girdaplar ve akıntılar meydana geldi. Doğa ise hiç durmadan ağladı. Böylelikle kötü olanlar, aç gözlüler, kötü kalpliler, dünyanın merkezine hapsedildiler.

Bundan sonra yeni bir insan ırkı Dünya'ya gönderildi. Ve Dünya ile Doğa'nın Aşk adında çok güzel bir kızları oldu. Tüm yaşama, sevmenin ne olduğunu öğretti.

Ve günümüze kadar böyle gelebildi böylelikle adına Yaşam denilen, güzel kızları...

 

Kitabımı Satın Almak İçin: bana suskugecesi@hotmail.com msn adresinden ulaşabilirsiniz.

 

Fiyatı Yalnızca 5 YTL'dir...

Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Ankara

27/6/2007

Sonunda esmer bir rüya bitiyor
Gözlerinde avuç dolusu yalnızlık
Hislerinde ağır yaralar alıyor
Ve bir çocuk çaresiz ağlıyor…

Her şeyi bir yana bırakıp giden
Gittiğinde asla geri dönmeyen
Ve hatta hayalini bile kurmayan
Olumsuz, uyumsuz, huysuz bir yağmur gibi
Bitmişliğin kıyısında hep aynı yöne
Daima tersine ve daha kötüye
Daha uzağa yaşamdan
Kürek çeker gibi terk eden
Zamana inat hep aynı şarkıda
Aynı notada yankılanan
Bir kör noktasın sen
Ey Ankara
Duymadığın kadar lanetlisin
Hep öyle kalacaksın…

Sonunda ıslak bir ıslık oluyor
Her şey tükeniyor ve ağırlaşıyor
Ömrün en yüksek basamakları
Ve hep en aşağı inen
Hiç bitmeyen katlarda gezdiğim
Aksi sedasız merdivenler…

İçimde bir sızıdır kopuyor
Sen ağlıyorsun yalanlar donuyor
Yalanlar susuyor sen başlıyorsun
Her şey zavallı bir ölüm oluyor
Çaresiz bir astım gibi inceden
Öylesine derinden inleten
Aykırı düşlere susamışlığında
İhanetle doldurup kepçeni
Ellerini ceplerimden çıkarmayan
Hissiz, duygusuz, acınası bir kadın gibi
Susmuş bir ölüm oluyorsun işte
Dahası yok
Dahası ölüm ve dahası yerle bir olmuş
İhanet karası gözlerde kaybolmuş
Ahmak bir şehir haritası…

Ne yazsam bilirler
Okuyup üfleyecekler
Yine yalanlar saracaklar
Gecenin karanlığında derinden
İçlerine çekecekler
Soğuk bir ölüm olacaksın onlara da
Onlar da anlayacak
Ne kadar ağır ve derinden yaraladığını
Ama bilecekler
Sen terk edilmeyen
Ebedi bir yalnızlıksın Ankara…
 

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Allah'a İnanmak...

27/6/2007

Gözlerime bakmak beni anlamak değildi. Ve hiçbir zaman gözlerime bakmamıştı ölüm. Beni tanımaktı aslında gözlerime bakmak ve gözlerimdeki hırsı gördüğünde şaşkınlıkla beklemekti. Beklemelerdeki tutsaklığa inat bir şeyler karalamaktı. Ölmekti kimi zaman. Ama ölmeyi bile sevmekti gözlerimde; gözlerime bakmak…

Gözlerine bakmak seni anlamak değildi ve de bilirim. Sözlerine aldanmaktı seni tanımak. Sözlerine aldandığımda beni aldatıp aldatmayacağındı. Kandıracak mıydın beni yoksa bir heves mi olacaktım senin için. Bunu elbet söyleyeceğin sözler gösterecekti. Ve ölmekse de sonunda sözlerine aldanmak; senin için ölmekti cesaret. Her aldandığımda yalan mı yoksa gerçek miydi sözlerin bunu anlamaktı her yolun sonunda sana dönüşlerimde…

Gözlerimize bakmak değildi bizi anlamak. Bizi sarmaktı doyasıya. Ölümün bile uzanamadığı ve tutamadığı ellerimizi sımsıkı tutmaktı bizi anlamak. Ve bize kavuşmak bütün hasretleri bitirmekti. Tüketmekti omuzlara akan yaşları ve gülümsemelerle eşitlemekti en ağlanmış şarkıyı. Bizi anlamak ölümdüyse de; bizi anlamak yaşamdı aslında…

Dünyanın her döndüğü an biraz daha yakınmaktı sevmek. Ve dünyanın merkezine yaklaşmaktı bizim için ölmek. Ve daha da yücelmek. Allah’a vaat ettiğimiz teslimatı yerine getirmekti. Biz ölmeyi seçmedik hiçbir an, ama ibadetimizdi an geldiğinde ölmek…

Dilden dökülmekti belki de anlamak dünyayı ve daha yaşanır bir hale getirmek. Dudaklarımı ıslatan bir tebessümün sıcaklığında uyanmaktı. Ölümün bile ulaşamadığı ellerini tutmaktı benim için. Anlam veren bir sevgi kadar içmekti dudaklarındaki zehri. Ve aldanmaktı hayata senin sözlerinle…

Ve ben hiçbir zaman, ve hiçbir kere yaşamamışlığım kadar sende varolmayı ant edinmiştim kendime. Ve yeminlerin en büyüğünü etmiştim…

Gözlerime bakmak beni anlamak değildi. Ve hiçbir zaman gözlerime bakmamıştı ölüm. Beni tanımaktı aslında gözlerime bakmak ve gözlerimdeki hırsı gördüğünde şaşkınlıkla beklemekti. Beklemelerdeki tutsaklığa inat bir şeyler karalamaktı. Ölmekti kimi zaman. Ama ölmeyi bile sevmekti gözlerimde; gözlerime bakmak…

Gözlerime bakmak, gözlerine bakmak, gözlerimize bakmak Allah’a inanmaktı ve yalnızca ona tapmaktı aslında…
 

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
« Önceki - Sonraki »

Deniz ile Her Telden

Deniz ile Her Telden...

Son Yazılarım

Arkadaşlarım

Kategorilerim

    Bağlantılarım

    Designed by In Obscuro